MÜDAHALESİZ DOĞUM MU? KEŞKESİZ DOĞUM MU?

Cuma gecesi saat 03:00. İçeri girdiğimde büyük bir sessizlik var. Oda her zamanki gibi loş. Parlak ışıkları sevmez yeni doğanlar. Baba ilginç doğum taburesine oturmuş. Onu bulmuşlar o anda. Anne ise çömelmiş ve sırtını babaya dayamış durumda yerde rahat ediyor. Karşılarındaki be yine o içten gelen, güven veren sesi ile “çok güzel yapıyorsun “diyor. Her hareketi yumuşacık ebenin. Telaştan eser bile yok. Tam annenin yanında duruyor. O

nları doğumu olduğunu hissettirecek kadar uzakta ama anne yardım istediği anda dokunacak kadar yakın. Muhteşem bir güven kapısı gibi duruyor.

Konuşmak bile fazlaydı. Bakışlarımızla anlaşıyoruz artık ebe ile. Devam dedim. O sırada başın bir bölümü artık dışardaydı. Halk arasında taçlanma deniyor bu aşamaya. Anne doğurduğunun farkında ıkınıyor. Ne fazla, ne de az. İhtiyacı kadar. . Biz hala süresi olduğunu biliyoruz. Doğal doğumlar sabır istiyor. Bir sonraki ıkınmada başın yarısı çıkmış durumda. Anne yardım istercesine ebeye ve bana bakıyor. Bizden sadece her şeyin yolunda olduğu bilgisini ve güvenini alıyor. Bu aşamada klasik uyarımızı yapıyorum sessizce: “Biliyorum şimdi yanma hissediyorsun. Bir an önce çıksın istiyorsun. Ama birazdan önünde engel kalmayacak ve çok kolay geliyor olacak. İşte o aşamada yavaşlamanı istiyorum. Ve öğrendiğin nefesle bebeğine yavaşlayarak yardımcı olmanı. Yapabilirsin. Doğumun en zevkli anındasın.”

Ve bir sonraki ıkınmada o anlattığım an geliyor. Anne birden ıkınmayı kesip öğrendiği yavaş nefeslere dönüyor ve bebeğinin elleri arasından yumuşacık kayışına izin veriyor. Başı artık dışarda. Omuzların gelişi bu sefer çabuk oluyor ve onlarda yine kendine özgü dönüşlerini kolayca yaparak annenin elleri arasına doğuyorlar. Babaya o anda bakamıyorum ama biliyorum ki o da anne ile birlikte doğum yapıyor aslında. Bir kadın ve bir erkek doğum yapıyorlar. Bir bebek, yeni bir aileyi doğuruyor.

Bebek yere güvenle doğduğunda boynundaki kordonu görüyoruz. Kolyeli bebekler der ona bazılarımız. Tek yardımımız orada oluyor ve kordonu bebeğin boynundan yumuşak biçimde aldıktan sonra anneye sesleniyoruz: “Bebeğini almaya hazır mısın?” Kısa da olsa doğum sonrası anneye bu süreyi vermek iyi oluyor. Bu sayede kavuşma anını çok daha iyi algılayabiliyor. Ve anne kollarını uzatarak çıplak bebeğini, en saf, en temiz, en farkında haliyle çıplak göğsüne alıyor. Bebeğin üzerine dört el birden kapanıyor. Annenin ve babanın elleri. Bundan daha güzel ve güvenli bir küvöz göreniniz var mıdır bilmem ama benim için olması gereken bu.

Bundan sonrası artık neşe, mutluluk, kavuşma ve rutinler. Rutinlerimiz de artık farklı. Tıp bilimi bebeği anneden en az  1 saat ayırma diyor. Çocuk doktoru ilk muayenesini annenin kucağında yapıyor. Anne kontroller için yatağa alınırken bebek babanın göğsünde kalıyor. Ve sonrasında bebek hep anne kuacağında. İlk dokunuşlar, ilk refleks emeklemeler, ilk memeyi aramalar, ilk memeyle tanışmalar, ilk emmeler orada kendiliğinden ve spontanlığı ile oluyor. Yardım bilerek yapılmıyor. Bebekler tüm bunları tek başlarına yapacak kadar zeki ve becerikliler. Mutlu ve keşkesiz bir doğumun sonunda tüm ekip anne ve bebe kadar enerji doluyor.

Bir doğum daha bitmişti, aslında bir hayat daha başlamıştı. Doktor ve ebe olarak hiç dokunmadığımız onuncu doğumdu bu. Müdahale yok, sık muayene yok, kesi yok.

Gelin hikayenin bir de diğer yüzünü de okuyun.

12 saat öncesi:

2-3 gündür ara ara dalgaları gelen anne rutin kontrol için randevusuna geliyor. Ama sabah dalgalar sıklaşmış biraz. Muayenesinde şaşkınlık içindeyiz. 7 cm açıklık var. Ve anne kasılmaları çok hafif olarak algılıyor. Ama baş hala pelvise girmemiş durumda. Her şeyi ile doğal bir doğum istediği için şimdilik ona negatif hiçbir şey söylememeyi tercih ediyorum.

6 saat öncesi:

Dalgalar sıklaştı ama durum değişmedi. Su kesesinin kendiliğinden açılmasını beklemiştim ama açılmadı. Baş hala pelvise tam girmedi. Bu durumlarda bazen doğumlar zor oluyor ama bunu aileyle paylaşmak henüz doğru değil. Bunları düşünmek sağlık personelinin işi. Anneyi rahatsız etmemek lazım.

2 saat öncesi:

Ebe ile yaptığımız değerlendirme sonrasında su kesesini açmayı uygun buluyoruz. Doğum için en masum yardımlardan bir olacak. Böylece başın pelvise girmesi kolaylaşacak ve doğum hızlanacak. Aksi takdirde doğum böyle uzayacak ve başka sorunların ortaya çıkma ihtimali artacak. Anneye bunu söyleme görevi tabii ki doktor olarak benim.

Söylediğim anda önce refleks olarak itiraz ediyor. “Açmayalım, tamamen doğal doğum olsun.” Ona saygıyla anladığımı söylüyorum ama katıldığı 18 saatlik doğuma hazırlık kursunu hatırlatıyorum. Hedef asla şöyle ya da böyle doğum olamaz. Hedef tamamen müdahalesiz bir doğum olamaz. Hedef doğal doğum da olamaz. Oynadığımız kart oyununu hatırlıyor. Hedef önce sağlıklı anne, sonra sağlıklı bebek, en sonrasında hayalindeki doğum.  Kelimeleri büyütüyorum söylerken: MÜMKÜN OLDUĞUNCA.  Tüm müdahaleler anne yararına geliştirilmiştir ve doğru zamanda kullanıldığında yararlıdır. Bu da doğru zaman.

Anlıyor ve hemen kabul ediyor. Ekipte herkesin birbirine güveni tam. Güven en büyük rehberimiz. Anne de güveniyor.

Ve su kesesini açıyoruz. Bebeğin başı bu sayede pelvise rahatça giriyor. Ama doğum daha bitmedi. Bebeğin duruşunu çok da beğenmedim. Dalgalar sayesinde duruşu istediğimiz pozisyona girerse kolay bir doğum olacak, girmezse yolumuz uzun olacak. Annelere yaptığım önermeleri kendim için de kullanıyorum. Çok düşünme, oluruna bırak, bebeğe güven.

Bu duygularla oradan ayrılıyorum ve eve gidiyorum. Ev çok yakın. Benim de biraz ortamdan uzaklaşmam lazım. Aile ebe ve doğum terapisti ile baş başalar ve güvendeler.

30 dakika öncesi:

Evde hep aklımda doğum. Kendimi sakin ve huzurlu tutmanın yollarını arıyorum. Ben sakin olursam herkes sakin oluyor. Ben panik olursam herkes panik oluyor. Her ne kadar eşitliğin olduğu bir ekip te olsak, yine de bir ekip başı gerekiyor ve bu doktordan başkası olamaz. Ekip başı kendini korumalı, sakin kalmalı ve hep güven vermeli.

Ve bu duygularla baş başayken mesaj geliyor: “ Gelebilirsin, bebek geliyor.”

Bu mesajın anlamını bilmeniz için yazdıklarımı yaşamanız lazım. En güzel mesajdır bu: Bebek geliyor.

Gerisini zaten biliyorsunuz. Bebek geldi. Hem de ailenin tamamen istediği biçimde geldi. Hem de tüm doğallığı ile hiç ilaç almadan ve ilk annesinin kolları ile buluşarak geldi.

Doğum sonrasında, ertesi sabah yeniden  buluştuğumuzda karşımda güzel ve enerji dolu bir kadın- pardon bir anne duruyordu. Haklı olarak çok mutluydu. Hatta gururluydu. Sorduğumuzda en ufak bir keşkesi dahi yoktu doğumla ilgili ki bizim için önemli olan bebeğin doğum şeklinden çok buydu.

Aileye hem bu güzel doğumda bizlere de rehberlik etme şansı verdikleri için, hem de fotoğraflarını paylaştıkları için teşekkürler.

Op. Dr. Hakan Çoker

Aralık 2014

Not: Keşkesiz Doğum doğum öncesi doğuma hazırlık eğitimi yapılan ,doktor - ebe veya doula - doğum terapisti üçlüsü tarafından hazırlanılan, doğumda da bu üçlü tarafından rehberlik edilen doğumların adıdır. Detaylı bilgi için Keşkesiz Doğum Nedir? 

0212 240 5935 - 0531 258 5198 (10.00 -18.00)

Valikonağı Cad. Sezai Selek Sok. Nevide Apt. No:22/4 Nişantaşı / İstanbul

İLETİŞİM FORMU

FacebookTwitterInstagram
© 2013-2017 İstanbul Doğum Akademisi Tüm Hakları Saklıdır.
Ceviz Bilişim