EBELİK SANATI 2- Çoker,H 2011

5 Mayıs Dünya Ebeler Günü…Ebeliğin tüm dünyadan kutlandığı, bizim ülkemizde ise sadece hatırlandığı bir gün.

Bu sene ebeler günü bir yandan sorunları ve çelişkileri diğer yandansa umutları ile geldi.

Ebelik deyince aklıma hep şefkat geliyor. Kadınlar geliyor. Umut dağıtan ve kurtaran ebeler geliyor. Saygı geliyor. Korumak, kollamak ve sevmek geliyor. Geçmişin klasik ebeleri ile konuşunca ebelik mesleği böyle anılıyor. Onlar kendi mesleklerini hep saygıyla anıyor.

Ama bugünün ebelerinin temel konusu yasalar, haklar, puanlar, tayinler oluyor. Ama bu arada ebelik mesleği unutuluyor.

 Evet çok haklılar…Sağlık politikaları ile meslekleri gerçek anlamda tehlikeye giriyor. Yeni sağlık politikaları ebelerin en önlerde aldıkları görevlerin birçoğunu yapmalarını artık engelliyor. Sağlık ocakları kapatılıyor, ebelere sekreterlik yaptırılııyor, doğumlar medikalleştiriliyor, ebelere hemşirelik görevlerinin ötesine geçemiyor.

Peki dünyada böyle mi? Hayır. Birçok ülkede ebelik sorumlulukları olan saygın bir meslek. Birçok ebe hamilelik ve doğum ile ilgili her türlü kararı alabilecek ve uygulayabilecek yetenek, bilgi ve özellikle yasal sorumluluğa sahip. Ebelerin temel görevlerini yaptığı ve ebelik kurumlarının güçlü olduğu bu ülkelerde doğum oranlarının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz, hem de perinatal morbidite ve mortalite oranları yükselmeden.

Peki neden ülkemizin yasaları da buna müsaitken ebelerimiz artık doğumu unutur hale geldiler? Neden doğum denildiğinde sadece kötü komplikasyonları biliyorlar? Neden doğumda annelere yapabilecekleri onca yardım varken sadece hemşirelik takiplerine sıkışıp kaldılar? Ve neden ebelerimizin birçoğu doğum yerine sezaryeni tercih ediyorlar?

Cevaplarını bu sene katıldığım öğrenci ebelik kongresinde görme şansım oldu. Bütün bunların sebebinin yanlış eğitim politikalarının sebep olduğu çok açıktı. Sorun ebelerimizde değil eğitim-sağlık sistemimizde ve uygulamalarımızdaydı.

-Ebelerin yetiştiği birçok okulda öğretim üyeleri hemşireydi. Yani aslında doğumun mutfağından gelmiyorlardı. Doğumu kitaplardan öğrenmişlerdi. Böyle olunca doğum eğitimleri klasik kitap bilgileri ışığında yapılıyordu. Doğumun mutfağından gelen öğretmen-akademik ebe sayısı çok azdı. Onlar gelene kadar bayrağı devralmışlar ve başarı ile götürüyorlardı.Bugünün ebelerini onlar özveri ile yetiştiriyorlardı. Ancak doğumun temel bilgilerini verirken doğal doğumun ne kadar önemli olduğunu ve ebelerin doğum öncesinde ne kadar çok şey yapabileceklerini tam olarak aktaramıyorlardı.

-Ebelerin doğumu öğrenebilecekleri uygulama hastanelerinde artık doğal doğum yaptırılmıyordu. Doğumların hepsi müdahaleler zincirinden geçiyordu. Kimse kadınlara tam destek vermiyordu. Böyle olunca da doğum onların gözünde artık bir hastalık gibi görülüyordu.

-Ebelerin doğumdaki pratik uygulamalarının değerlendirilmesi hep bürokratik kağıtlarla yapılıyordu. Dokunmak, anlamak, empati, yardım etmek, rahatlatmak unutulmuştu.

-Ebeler uygulamalarında hep fazlalık gibi görülüyordu. Gittikleri yerlerde işler yoğundu ve bitmeliydi. Asistanlar hep daha öndeydi. Ebe eğitimi önemsiz bir şeydi. Zaten doğumu öğrenmelerine de gerek yoktu. Nasılsa doğumlar azalacaktı veya hep doktorlar yaptıracaktı.

 Kongrede bu bilgileri öğrenirken herkesin tanıması gereken Zeliha Saat ile de tanıştım. Bugün emekli olmuş müthiş bir ebe ve eğitimci. Öğrencilere öğütler verirken hep sevgiden, saygıdan, bilgiden bahsetti. Ondan çok şey öğrendim ve ziyaret edip öğrenmeye devam edeceğim. O konuşurken içindeki ebelik sevgisini her kelimede yürekten hissediyorsunuz. O konuşurken ebelik mesleğine saygı duymamanız mümkün değil. O konuşurken ebe olmak istiyorsunuz. Geçmişimiz bu ebelerle yazıldı. Geleceğimizde de bu ebelerin yeniden hak ettikleri yerlerde olacaklarına inancım devam ediyor.

 Ne mutlu ki ebelik mesleği şimdi yeniden ayaklanıyor. Ebelerimiz yeniden “Biz Buradayız” demek istiyor. Ebelerimiz kadınların ihtiyaçlarını görün diye bağırmak istiyor. Ebelerimiz önce kendi haklarını sonra da annelerin haklarını savunmak için birlik olmak istiyor.

 Bu yolda tüm eğitimcilere büyük görevler düşüyor. Ebelerimize unuttukları veya unutturulmak istedikleri gerçek doğumları yeniden anlatmak için herkesin çalışması gerekiyor. Özellikle doğal doğumlarla büyümüş, yetişmiş ve uygulamış emekli ebelerimizi bulmak, onlarla konuşmak, ebelik sanatının inceliklerini sormak gerekiyor. Okullarımıza doğal doğum dersleri, ilaç dışı rahatlatıcı teknikler, psikolojik destek dersleri gerekiyor. Ebelik mesleğinin yeniden canlandırılabilmesi için önce ebelerin kaybettikleri inancı ve gücü yeniden kazanmaları gerekiyor.

 Ebelik kurumu ülkemizde yeniden güçlenmek için ayağa kalkıyor.

Başta annem emekli ebe olan annemin ve tüm ebelerin Dünya Ebeler Günü’nü bir kez daha sevgi ve umutla kutluyoruz.

 

Mayıs 2011

Dr.Hakan Çoker-Uzm.Psk.Neşe Karabekir

0212 240 5935 - 0531 258 5198 (10.00 -18.00)

Valikonağı Cad. Sezai Selek Sok. Nevide Apt. No:22/4 Nişantaşı / İstanbul

İLETİŞİM FORMU

FacebookTwitterInstagram
© 2013-2017 İstanbul Doğum Akademisi Tüm Hakları Saklıdır.
Ceviz Bilişim